Ben ve Kahve Bağımlılığı

30 Ocak 2019
glsm
351 kez görüntülendi

Ben ve Kahve Bağımlılığı

Bağımlılık herhangi bir maddenin alınmaması ya da kullanımının azaltılması durumunda ortaya çıkan yoksunluk durumudur. Sizlere bu yazımda yıllardır süregelen hayatımın en kötü alışkanlığından bahsedeceğim. Aslında kötü olan kahve de değil, kahve tüketmem de. Kötü olan kahveye olan aşırı bağımlılığımın giderek artmasıdır.

Üniversite yıllarımda edindiğim kahve alışkanlığı şimdilerde de yakamı bırakmıyor. 9 yıl önce başladığım kahve serüveninin hayatımdaki sinsi bir tehlike olacağı, belki de şimdilerde bu derece kahveye bağımlı yaşayacağımı tahmin edemezdim. Kahve bağımlılığı konusunda her ne kadar önlem almaya ve vazgeçmeye çalışsam da git gide kendimi daha da kapılmış gibi hissediyorum.

Kahve bağımlısı olduğumun kanıtları;

  • Sabahlarımı gözümü açar açmaz düşündüğüm ilk şey kahve içmek oluyor.
  • Henüz yüzümü bile yıkamadan öncelikle kahvemin suyunu koyuyorum.
  • Neredeyse tüm kahve çeşitlerini, tatlarını ve şehrimdeki en iyi kahvecileri biliyorum.
  • Kahve içmediğimde kendimi halsiz, enerjisiz ve bitkin hissediyorum.
  • Kahve içmediğim gün elim ayağım titriyor ve sinirli oluyorum.
  • Eğer hala kahvemi içmediysem en yakınlarım yüzüme baktığında bile bunu anlyıor.
  • Stresim, üzüntülerim ve neredeyse her derdimi kahveyle unutuyor gibiyim.
  • Moralim bozuksa ya da gerginsem çevremdekiler bana kahve yaparak sakinleştiriyor.
  • Evde kahve biterse gecenin körü dahi olsa o kahve bir yerlerden bulunacak.
  • Çevremdekiler kahveyi bırakmam gerektiğini söyleyince sanki düşmanımmış gibi hissediyorum.
  • Ne kadar kahve içtiğimi sorsalar net bir cevabım olamaz.
  • Yağmurlu günlerde en sevdiğim şey kahvem ve kitabımla pencereden dışarıyı seyretmektir.
  • Şu an bu yazıyı yazarken dahi kahvemi içerek yazıyorum.

En önemlisi de kahve bağımlılığı sürecimin migren hastalığına yakalanmama neden oluşu. Hatta kahveyi ne zaman bırakmaya çalışsam artan migren atakları ile birlikte mecburi şekilde tekrardan içmeye başlıyorum.

Hayatım boyunca 1 bardak dahi çay tüketmiş biri değilim. Çocukluğumda bile çay içmediğim için özellikle üniversite yıllarımda gerek arkadaş çevreme uyum sağlamak, gerekse ders çalışırken uyanık kalmak açısından kahveye alıştım. İlk başlarda birkaç günde bir içilen Nescafe’nin yerini sonraları Türk kahvesi aldı.

Günde 2 fincan Türk kahvesi içtiğim dönemleri hatırlıyorum da aslında o zamanlar bağımlı değilmişim ve gayet de sağlıklı imiş. Sonraları günde 2 fincan Türk kahveni ile birlikte 3-4 fincan nescafe de tüketmeye başladım. Hatta sınav haftalarında nescafeyi tek tek almak çözüm olmadığı için büyük kutularla aldığımı bilirim. Kaldı ki kahve bağımlılığımı oda arkadaşlarıma da yansıtıp tüm odadakilerin de Türk kahvesi içmesini sağlardım. Hatta kahvemi yapsınlar da keyif süreyim diye fal bakmaya dahi başlamıştım J

Kahve Bağımlılığının Zararları

Karakter olarak her şeyden çabucak sıkılan ve kolayca vazgeçebilen bir yapıya sahibim. Ancak kahve bu duruma dahil değil. Ne kadar denediysem, ne kadar bilinçli olmaya çalıştıysam kahve içmekten vazgeçemedim. Hatta kahve bağımlılığının zararları konusunda makale yazarlığında edindiğim bilgilerden ötürü en bilgili kişiler arasında yer almaktayım. Hani derler ya ‘’Kelin ilacı olsa başına sürerdi’’ diye… Ne kadar bilirsem bileyim, kendime çözüm bulamıyorum. Kahveyle başladığım günü kahveyle bitiriyorum.

Ne kadar sağlıksız olduğunu, sinir ve asabiyete yol açtığını, vücuduma ve beynime verdiği zararları da gün be gün gözlerimle görüyorum. Ancak iş yaparken daha enerjik olmak ve hatta geceleri daha rahat çalıştığımdan dolayı uyanık kalmak amacıyla mecburi olarak kahve içmeye devam ediyorum.  Bazen yoğun çabalar harcayarak büyük bir sabırla miktarını azaltmayı başarsam da,  yaklaşık 2 aydır yine ucunu kaçırmış durumdayım. Günde 3-4 fincan Nescafe 3’ü 1 arada, 2 fincan da Türk kahvesi tüketiyorum. Her sabah beynim iptal şekilde uyanıyor, gözlerimi açar açmaz kahvenin derdine düşüyorum.

Kısacası sağlığıma bile bile ‘’Lades’’ yapıyorum. Kahve bağımlılığımı aşmak için birkaç gün içerisinde oturup kendimle baş başa kalmayı ve karar vermeyi düşünüyorum. Bu konudaki ilerleme sürecimi, deneyimlerimi ve önerilerimi de sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Ben başaramıyorum, fakat sizlere en önemli uyarım günde 2 fincan şekersiz Türk kahvesinin dışına çıkmamanız ve mümkün olduğunca Nescafe tüketiminden kaçınmanızdır.

SOSYAL MEDYA'DA PAYLAŞ!

YORUM YAP

E-Posta Yayınlanmayacaktır.