İstanbul’un En Ünlü ve Tarihi Camileri

8 Mayıs 2019
glsm
352 kez görüntülendi

İstanbul’un En Ünlü ve Tarihi Camileri

İstanbul tarih boyu birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Geçmiş zamanlardaki bu medeniyetler arkalarında birbirinden değerli eserler bırakmışlardır ve günümüz çalışmalarıyla da bu eserlerin uzun yıllar insanların ziyaret edebilmelerine olanak sağlanmamaktadır. Osmanlı dönemi eserlerine baktığımızda ilk akla gelen gerek yapım amaçları ve hikâyeleri gerekse birbirinden eşsiz mimarileri ile İstanbul’un en ünlü camileri olmaktadır. Sultan Ahmet Camii, Süleymaniye Camii, Yeni Camii bu eserlerden sadece birkaçıdır.

İstanbul’un En Ünlü Camileri ve Özellikleri

Sultan Ahmet Camii

İstanbul ve cami denildiğinde ilk akla gelen ve görülmesi gereken yerlerden birisi Sultan Ahmet Camii’dir. 1603 senesinde I. Ahmet 14 yaşında ve 14. padişah olmak üzere tahta çıkar. 1609 yılında ise kendi adına görkemli bir cami yaptırmak ister. Osmanlının en önemli mimarlarından birsi ve aynı zamanda da Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Sedefkâr Mehmet Ağa tarafından yapılacak olan cami tarihi hipodromun hemen yanına yapılmak istenir. Caminin yapılacağı yerde Ayşe Sultan Sarayı olması sebebi ile inşaat başlatılamayınca 30 bin altın karşılığı saray satın alınır ve Sultan Ahmet’in ilk kazmayı vurmasıyla temel atılıp inşaat başlatılır.

Yaklaşık 1000 kişilik bir ekip 1 aydan fazla bir zamanda temeli kazar ve 7 yıl 5 ay 6 gün sonra cami yapımı tamamlanıp 1616 senesinde cami ibadete açılır. Toplamda 2646 m2’lik alanda, 43 metre yüksekliğinde, 23 metre çapında kubbeye sahip cami büyüklüğü ile dikkatleri çeken dört büyük sütun üzerinde bulunuyor. Ayrıca daha fazla noktadan görülebilmesi amacıyla da zemininde yükseltme yapılmış olup camiinin şadırvanındaki avlu 26 sütun üzerine yapılmış, toplamda 30 kubbeye ve üzerinde değerli bronzların olduğu üç farklı kapıdan girişe sahiptir.

 Dört tanesi caminin dört köşesinde iki tanesi de avlunun iki yanında konumlanan alışılmışın dışında 6 minareye sahip Sultan Ahmet Camii ilk zamanlarında Mescidi Haramda da 6 minare olması sebebi ile dışlanmıştır. Sonradan Sultan Ahmet tarafından Mescidi Harama yedinci bir minare yaptırılmış ve tepkiler azalmıştır. Sultanahmet camiinin içi 21.000 çini ile süslüdür ve bu çiniler genellikle mavi renkte olduğu için Avrupalılar tarafından Mavi Cami olarak bilinmektedir.

Süleymaniye Camii

1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın isteğiyle Eminönü’nün Süleymaniye bölgesinde Mimar Sinan tarafından Klasik Osmanlı Mimarisi tarzında inşa edilen Süleymaniye Camii’nin yapımı 7 yıl sürmüş olup cami 1558 yılında bitmiştir. Caminin 53 metre yüksekliğinde ve 27,5 metre yarıçapındaki kubbesi bulunmaktadır. Avlunun 4 köşesi ihtişamlı minarelere sahiptir ve her minarenin boyutu birbirinden farklıdır. Avlunun kuzeyindeki minareler duvarın köşesinde iki şerefeli ve 56 metre yüksekliktedir. Diğer iki minare ise üçer şerefeli, 76 metre yükseklikte ve camiye bitişiktir.

Caminin ana kubbesi 32 tane pencereye sahiptir ve avlunun etrafında 28 revak vardır. Mimar Sinan camiye en önemli özelliklerinden birini veren akustiğinin sağlanması için ince hesaplamalarla caminin farklı noktalarına içleri boş küpler koymuştur. Ayrıca cami duvarları Osmanlı mimarisinde fazlaca yer sahibi olan hat sanatı ile süslenmiş olup kubbede aşağıdan rahatça okunacak biçimde Nur Suresi yer almaktadır. İstanbul’un tarihi camileri arasında yer alan Süleymaniye Camii mimari özelliği ile diğerlerinden oldukça farklı bir yapıya sahiptir.

Camide kullanılan çiniler İznik’ten getirilmiş, cami camlarında ünlü vitray ustası Sarhoş İbrahim’den destek alınmıştır. Cami aydınlatması kandiller ile olduğu için Mimar Sinan yine yaptığı ince hesaplarla kandil dumanlarından çıkan isi tek noktada toplayarak bu isle mürekkep elde etmeyi başarmıştır.

Yeni Cami (Valide Sultan Camii)

Sultan III. Mehmet’in tahta geçmesiyle Valide Sultan olarak tanınana Safiye Sultan cami yaptırmak ister. Bahçekapı çevresinde Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Ser Mimaran-ı Alem Davut Ağa mimarlığında 1597 yılında temeli atılmıştır. Günümüzde deniz ile cami arasındaki alan sonradan doldurulmuş olup eskiden deniz ile kaplıydı ve temelden sürekli su çıkıyordu. Tulumbalar ile sürekli su boşaltılmaya çalışılsa da Davut Ağa bu alana büyük kazıklar çaktırdı ve başlarını kurşun kuşaklar ile birleştirdi. Sonrasında ise temeli buraya oturttu ve1598 senesinde çıkan veba salgınında Davut Ağa’nın ölmesi ile Dalgıç Mehmet Çavuş caminin mimarlığına atandı. 

5 sene sonra öncelikle III. Mehmet, sonra ise Safiye Sultan’ın vefatı ile inşaat ilk pencerelerin taklarında yarım kalmıştır. 1660 yılında çıkan büyük yangında cami hasar gördü ve hasar gören yerleri gezen Turhan Sultan’ın yarım kalan duvarları fark edip zaten cami yaptırmak niyetinde olmasından dolayı 59 sene sonra 1660 yılında mimarlığına Ser Mimar-ı Hassa Mustafa Ağa getirilerek inşaata başlandı. 3 yıl sonra ise cami ibadete açıldı.

Gerek yapım aşamasında gerekse sonradan birçok değişikliğe uğramasına rağmen planı, türbesi, sebili, kapalı çarşısı ile İstanbul’un ünlü camileri arasında yer olan Yeni Cami günümüzde hala önemli eserlerden biridir. Caminin avlusu karedir ve her kenarında altışardan 20 sütuna sahiptir. Bu sütunlar 24 kubbeyi taşımakta ve avlunun ortasında sekizgen kubbeli bir şadırvan bulunmaktadır. Yeni Cami dikine inşa edilmesi sebebiyle kubbesi biraz daha sivri olup üç farklı giriş kapısına sahiptir. Caminin ana kubbesi 4 fil ayağının üzerinde oturtulmuş olup çini işçiliği daha önceki dönemlere göre daha zayıftır.

II. Beyazıt Camii

Sultan II. Beyazıt tarafından 1501 yılında yaptırılan caminin mimari ilk zamanlar Mimar Hayrettin olarak bilinse de sonrasında Mimar Kemaleddin olduğu söylenmiş ve çeşitli tartışmalar dile gelmiştir. Külliyenin ana yapısı semte dağınık bir şekilde inşa edilmiştir ve camii Osmanlı klasik dönem ile erken dönem mimarisinin geçiş dönemi eseridir. Fatih caminin orijinalliğini kaybetmesi ile orijinalliğini koruyan en eski cami olarak bilinir. Ana kapısında Şeyh Hamdullah’ın yazmış olduğu kitabe bulunmaktadır. Evliya Çelebi aktarımına göre caminin ibadete açılması padişahın bizzat kıldırdığı namaz ile olmuştır.1509 yılındaki depremde zarar göre camiyi sonrasında Mimar Sinan onarmış ve güçlendirmiştir.

Klasik Osmanlı mimarisinin ilk yol göstericisi olan cami planıyla Bursa’daki Yeşil Cami’ye benzer fakat Beyazıt Camiinde sahhın kısmı daha derin, yan tabhaneler daha uzundur. Kubbesi dört fil ayağı ve iki tane porfir sütun tarafından taşınır. Cami avlusunun zemini mermer döşeli ve 20 sütun ile taşınan 25 kubbeli kare şeklinde son cemaat avlusuna sahiptir. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan mihrap tarafındaki sağ taraftaki pencerenin orda Beyazıt Türbesi bulunmaktadır. Soldaki türbede ise Sultan II. Beyazıt’ın kızı Selçuk Hatun yatmaktadır.

SOSYAL MEDYA'DA PAYLAŞ!

YORUM YAP

E-Posta Yayınlanmayacaktır.